Geçen yılın 1 dolar üstünü başarı sayacağız

Yüzyılın felaketi olarak tarihe geçen büyük depremler fırtınasıyla birlikte bölgedeki fabrikalarda üretim aksadı, hedefler şaştı. Depremin il gününden bu yana şehir şehir gezerek sahada bulunan Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci, şubat ayında yaşanan ihracat kaybının yüzde 40’ı aştığını söyledi. Kileci, ‘‘Bu yıl bölge ihracatını geçen yıla göre yüzde 20 artırmayı hedefliyorduk ama artık zor. Yine de geçen yılki rakamları yakalayabileceğimizi, bu 11 ilde 20 milyar doları geçeceğimizi düşünüyorum’’ dedi. Pek çok fabrikada üretimin başladığını, en büyük sorunun ise bölge ihracatını yüzde 70’inin yapıldığı İskenderun Limanı’nın çalışmaması olduğunu vurgulayan Kileci, ‘‘Bölgedeki ihracatçılar olarak tamamen toparlanmamız 1 yılı bulur. Ama bu negatif süreci, eski tesisleri daha çevreci hale getirmek için değerlendirip, avantaja çevirebiliriz’’ diye konuştu.

Bölgenin insanı olarak olayın en başından beri sahadasınız. Neler yaşadınız, ne hissediyorsunuz?
Bir defa şunu söyleyeyim, bu bir doğal afet. Yazılan, çizilene göre bugüne kadar böyle bir deprem yok. Biri bitmeden birinin başladığı, toplamda103 saniye süren korkunç depremlerden söz ediyoruz. Şöyle bir gerçek var; eğer ki buna hazırlıklı değilseniz, yani bununla ilgili gerekli altyapınız, gerekli yatırımlarınız, gerekli önlemleriniz yok ise, dünyanın en gelişmiş ülkesi dahi olsanız bunun altından kalkamazsınız. Ve biz eğer deprem ülkesiysek, ki öyleyiz, Bundan kaçamayacağımıza göre, başka bir ülkemiz de olmadığına göre depremle yaşamayı öğrenmemiz lazım. Çünkü bu ilk değil son da olmayacak. Biz Gaziantep’te ilk günden itibaren bütün STK’lar olarak sahadaydık. Yerel yönetiminden, valisine, devlet görevlisinden askerine kadar herkes sahadaydı. Mesela az önce buraya gelirken, taksici bana diyor ki, ‘Abi asker 2 gün sonra gelmiş’. Böyle bir saçmalık olabilir mi… Herkes elinden geleni yaptı.

HATAY’IN %80’İ, BÖLGE NÜFUSUNUN %25’İ GİTTİ

Bölgede göç sorunu da başladı değil mi… Kaç kişi bölgeyi terk etti şu ana kadar belli mi?

Evet aslında belki de önümüzdeki dönemin en önemli problemi bu olacak. Bakın yıkılan binalar bir şekilde yapılır. Ama beşeri sermayenin yani insan kaynağının kaybı öyle parayla çözülecek bir sorun değil. Bizim bölge olarak en önemli silahımız insandır. Biz başka bölgenin insanına benzemeyiz. Zor şartların insanıyız ve her şeyi zorla kazanmış insanlarız. Ustalarımız var, yetkin insanlarımız var. Bunları kaybedersek bir daha bölgeye insan getirmemiz çok zor olur. Ve biz şu anda elimizdeki bu kaynağı kaybediyoruz. Bölgeden ciddi anlamda kaçış var. Duranların büyük çoğunluğu da ailelerini başka şehirlere göndermişler.

Burada normal şartları sağlarsan o çoluğunu çocuğunu alır, geri getirir. Ama sağlayamazsan o da çocuklarının yanına gider. Şu anda Hatay’ın nüfusunun yaklaşık yüzde 80’i gitmiş durumda. Totalde 11 ile baktığımızda da nüfusun yüzde 25’i bölgeyi terk etti.

ŞUBATTA İHRACAT KAYBI %44’Ü BULDU

Bu 11 ilin ihracatı ne kadar peki?

Bu saydığımız 11 ilin toplam ihracatı 20.5 milyar seviyesinde. Burada Gaziantep lokomotif konumda. Tek başına 10.5 milyar dolar ihracat yapıyor. Gaziantep olarak depremden sonra, yani şubat ayındaki ihracat kaybımız yüzde 44 oldu. Genel olarak bölgede de aynı oranda kayıp olduğu tahmin ediliyor. Ama mesela Hatay’da sanayi üretimi değil daha çok narenciye olduğu için kayıp çok daha yüksektir. Şu anda biz Antep’te iyi kötü çalışmaya başladık ama bizim tek başımıza çalışmamız çalışmaya başlayabilmemiz yeterli olmuyor. Çünkü ihracatçı için üretim kadar ulaşım da önemli. Biliyorsunuz İskenderun Limanı’nda yangın çıktı. Ve şu anda liman çalışmıyor. Bölge ihracatının yüzde 70’i o limandan yapılıyordu. Dolayısıyla liman şu anda ihracatçının en büyük problemi. Bu arada limanla birlikte demir yolunda hasarlar oldu.

Peki bu liman sorunu ne zaman çözülür sizce?

Vallahi limanın çözülmesi biraz daha zaman alacak diye düşünüyorum. Başka çözümler üretmemiz gerekiyor. Mesela alternatif olarak Mersin Limanı kullanılıyor ama şu anda tamamen dolu ve gemiler açıkta bekliyor.

BİZ BU DEZAVANTAJI AVANTAJA ÇEVİREBLİRİZ

Siz bölgede ihracatın ne kadar zamanda toparlanabileceğini öngörüyorsunuz?

Vallahi gerçek anlamda toparlanmadan bahsediyorsak bizim yüzde 100 toparlanmamız bir yılı bulur. Ama 2 ayda yüzde 55-60 seviyesine geliriz diye tahmin ediyorum. Burada en büyük problemlerden bir tanesi müşterilerimizin bu süreçte başka yerlerden alım yapmaya başlamaları. Zaten korkunç bir rekabet ortamı var ve yıllardır edindiğimiz müşteri ve pazarları kaybetmeyi hiç istemeyiz. Ne yazık ki şu anda dezavantajlı hale geldik ama biz bu dezavantajı avantaja çevirebiliriz.

Nasıl çevireceksiniz?

Kendi içimizdeki yapılanmamızı bu süreçte düzelterek, daha çevreci üretimlere geçerek bu dönemi işletmelerimiz için pozitife çevirebiliriz. Çok eski üretim tesislerimiz var. Bu süreçten faydalanıp bunları revize edebiliriz. Çok daha çevreci hale getirebiliriz.

“Bizim bundan sonra ülke olarak hayatımızın her alanında ranttan, gösterişten, lüksten, israftan uzak, emniyetli, sağlıklı ve çevreci yaşamamız lazım.”

NEYSE Kİ ARTIK 2 $’LIK TİŞÖRT SATMIYORUZ

İhracatçılar ekonomik olarak bunu yapabilecek güçte mi şu anda?

Devlet bunu destekleyecektir. Zaten sanayi yatırımlarının tamamı kendi kendine olmaz. Sanayiciler, ‘Cebimde şu kadar param var. Gideyim bu kadar yatırım yapayım’ demez. Hiç kimsenin böyle büyük yatırımları yapacak kaynağı olamaz. Arkanızda bir itici güç olmalı. Ancak bir yere kadar kendiniz gidebilirsiniz. Zaten biz artık ülke olarak 2 dolarlık tişört satmak için uğraşmıyoruz. Daha katma değerli, daha çevreci, daha duyarlı ürünler yapmasak çok daha kötü duruma düşerdik. Çünkü alıcılar bizi kolayca ikame edebilirdi.

Peki 2023 sonunda bölgenin ihracatında ne kadarlık bir kayıp olur?

İhracatımız kesinlikle düşecek. Biz bu yıl için yüzde 20’lik bir büyüme hedefi belirlemiştik. ‘Bölge ihracatı 15 milyar dolara, Gaziantep de 12 milyar dolara çıkar’ diyorduk. Şu an itibarıyla biz bu senenin sonunda geçen seneki rakamın bir dolar dahi üstüne çıksak, bunu başarı olarak sayacağız. Ben her şeye rağmen geçen yılki rakamların altında kalmayız diye düşünüyorum.

1.5 AY İÇİNDE BARINMA SORUNU %95 ÇÖZÜLÜR

Hâlâ bölgede eksikler var değil mi, çadır, konteyner ihtiyacı ne boyutta?

Hâlâ barınma sorunu olan yerler var çünkü bakın 13.5 milyon insandan bahsediyoruz. Neredeyse İstanbul kadar. Ve bu alan Hollanda’nın 2.5 katı büyüklüğünde. Eğer sizin ön hazırlığınız yoksa bununla hemen başa çıkmak mümkün değil. Ama bence 1.5 ay içerisinde barınma sorunu yüzde 95 oranında biter.

FIRSATÇILAR TÜREDİ KONTEYNER FİYATLARI 3 KATINA ÇIKTI

Bu arada konteyner üreticileri de arttı değil mi?

Biz bunun benzerini pandemide de yaşadık. Herkes birdenbire bire maske üretmeye başlamıştı. Burada da yaşam konteynerleriyle ilgili çok ciddi bir kirlilik oluşuyor. Herkes konteyner yapmamalı. Burada iki tip insan var. Birincisi iyi niyetle, samimiyetle ihtiyacı karşılamak için başka şeyler üretiyorken, konteyner üretimine başlayanlar. Onlara diyecek sözüm yok, iyi niyetli kişileri tamamen tenzih ediyorum ama bunun yanında kötü niyetliler de var. Sırf oradan nemalanmak için, menfaat elde etmek için bu işe girenler var. Mesela bir konteynerin fiyatı x lira. Şu an olmuş 3x lira. Ben işim gereği, yıllardır konteyner alıyorum. Arkadaşlarım onun içerisinde barınıyorlar, çalışıyorlar. Ofis olarak da kullanıyoruz. Aralık ayında 42 bin liraya aldığım konteyneri yakın zamanda 70 bin 700 liraya aldım. 100 bin, 145 bin TL olanlar da var. Bu çok yanlış bir şey.

Konut işini sadece devlete bırakmamak lazım. İsteyen sanayici, kendisine devlet tarafından tahsis edilen bölgelerde, çalışanlarına ev yapıp uygun koşullarla satabilmeli. Göç sorunu böyle çözülür.

KESİNLİKLE AZ KATLI YAPILAŞMAYA GEÇMELİYİZ

Peki siz depremi yaşamış ve etkilerini hem özel hayatınızda, çevrenizde hem işinizde birebir görmüş biri olarak, bundan sonrasına dair nasıl önlemler alınması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Bir kere bundan sonraki yapılanmanın kesinlikle ve kesinlikle yüksek binalardan oluşmaması gerekiyor. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde insanlar çok katlı binalarda oturmazlar. Oralarda şehir merkezlerinde, yüksek binalarda işyerleri vardır. Onlar da özel binalardır. Vatandaş da şehrin dışında, banliyölerde maksimum üç katlı binalarda yaşar. İstanbul’da maalesef rant meselesi yüzünden insanlar sıkışıp kalıyor. Artık bundan sonra çocuklarımız için, torunlarımız için yaşamalıyız. Çünkü şu anda onların hakkını yiyoruz. Onların soluyacağı nefesi biz kullanıyoruz. Buna hakkımız yok. Eğer insan minimum tükettiği kadar üretmiyorsa o insan faydalı bir insan değildir.

KARDEŞ FABRİKA MODELİ HEP VARDI

Bir dönem bölgede yapılamayan üretimlerin başka bölgelere kaydırılması konuşuluyordu. Kardeş fabrika formülü devreye girdi mi?

Zaten şehirler bu konuda eskiden beri paslaşır. Mesela Antep ve Kahramanmaraş birçok konuda birlikte hareket eder. Onlar bizden iplik alır, biz orada boya yaptırırız. Halihazırda Antep, Maraş, Antep, Denizli, Antep, Bursa arasında bir iş paylaşımı var.

Ya da mesela Gaziantep’te bir ev tekstil fabrikası, ciddi bir sipariş aldığında bunun hepsini kendisinin yapması mümkün değildir. Farklı üreticilerle anlaşır. Bu dünyanın her yerinde uygulanan bir paylaşım modelidir.

YARDIMA İLK KOŞAN İSRAİLLİLER OLDU

Türkiye’den dünya devi markalar alım yapıyor. Onlar nasıl bir tavır sergiledi bu süreçte, tolere ettiler mi gecikmeleri?

Elbette. Hatta yardım etmek için seferber oldular. Çadır, insani yardımlar, parasal yardım gibi her konuda destek oldular. Çok enteresan, bize ilk ulaşan İsrailliler oldu. Sonra İspanya’dan Almanya’ya, İngiltere’ye Fransa’ya, Amerika’ya. Katar’a Çin’e kadar her yerden yardım ve destek geldi. ‘İnsanlık ölmemiş’ dedik.

MARAŞ’TA 1 YILDA AYAĞA KALKMAYACAK FABRİKALAR VAR

Şu anda bölgedeki fabrikaların, ihracatçıların ne kadarı çalışıyor? Hepsi üretime başlayabildi mi?

Maraş’ta çok ciddi problem var. Bence Maraş’ta 1 yılda ayağa kalkmayacak fabrikalar var. Gaziantep’te nispeten bunlar çözüldü. Malatya’da aynı ama mesela Adıyaman en çok problem olan yerlerden bir tanesi. Gölbaşı, Elbistan… Bunlar hep üretimlerin olduğu yerlerdi. deprem bölgesinde hasar gören yerler organizenin dışında olan yerler. Organizelerde genel anlamda bir şey yok.

25-30 GÖNÜLLÜ KUAFÖR KADINLARA BAKIM YAPTI

BARINMA ihtiyacı dışında başka temel ihtiyaçlar da var değil mi?

Tabii. Ben buraya Hatay’dan geldim. Kadınlar Günü dolayısıyla, buradaki bazı hanımefendiler benden lojistik destek istediler. Hatay’a buradan İstanbul’dan gönüllü kuaförleri topladılar. 25-30 gönüllü kuaför, 2 gün boyunca Hatay ve ilçelerinde kadınlara, kız çocuklarına kişisel bakım yaptılar. Çok da güzel bir iş oldu. Çünkü orada saç yıkamak bile bir lüks. Normalleşmek tedavinin en kestirme ilacıdır. İnsan normal hayatında ne yapıyorsa onu yapabildiğinde iyileşmeye başlar. Onun için de çalışmaya başlamamız gerekiyor.

AHMET FİKRET KİLECİ KİMDİR

Ahmet Fikret Kileci, 1965 yılında Gaziantep’te doğdu, lise eğitimini Gaziantep Anadolu Lisesi’nde; lisans eğitimini ise Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nde tamamladı. 1988 yılından itibaren ihracatçı olarak iş hayatına adım atan Kileci, tekstil, konfeksiyon, ambalaj, geri dönüşüm, organik gıda, teknoloji, demiryolu ve konteyner taşımacılığı konularında faaliyet gösteren farklı şirketlerin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak çalışma hayatına devam ediyor. Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı olan Ahmet Fikret Kileci, bölgenin çatı birliği olan Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birliği’ne iki dönemdir Koordinatör Başkanlık yapıyor. Ayrıca TİM Başkan Vekili olan Kileci, iyi derecede İngilizce konuşuyor. Evli ve iki çocuk babası olan Ahmet Fikret Kileci, Lisanslı olarak amatör futbol, amatör voleybol ve tenis oynuyor. Motor drag yarışçısı olarak birçok ödülleri bulunan Kileci, aynı zamanda kayak yapıyor ve motosiklet kullanıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir